|
. . . Ekim 2009, İstanbul. Sağlık Uygulama Tebliği’ne (SUT) ilişkin olarak 12.10 2009 tarihinde yayınlanan genelge ile Tebliğin “14.2 Eşdeğer ilaç uygulaması” başlıklı maddesi yeniden düzenlendi. Ancak elektronik alt yapı hazır olmadığı için değişikliğin uygulamaya konulması şimdilik durduruldu. Yapılan düzenleme yürürlüğe girdiği takdirde etkin madde, doz ve endikasyon farklılığı olan ürünler birbirinin eşdeğeri olarak aynı grupta yer alacak. Tebliğin 9. maddesinde yapılan değişiklikle de reçetelemede kısıtlamalar getirilecek
Eşdeğer ilaç uygulamasındaki değişiklikler hasta sağlığını tehdit edebilir
Uzmanlara göre, farklı hastalık belirtileri üzerinde etkili olan ilaçların birbirinin eşdeğeri olarak aynı grupta yer alması, hastanın teşhis doğrultusunda doğru tedaviyi almasını güçleştirebilecek. Aynı etkin maddeyi, aynı dozda ve aynı (benzer) farmasötik formda içermeyen maddelerin birbirinin yerine verilmesi tıbbi açıdan büyük sakıncalar doğurabilecek. Ayrıca hekim tarafından öngörülen tedaviye ulaşmak için hasta, reçetelenen etkin maddeyi içeren orijinal ya da jenerik için yüksek fark ödemek durumunda kalabilecek. Bu nedenle düşük ekonomik düzeye sahip hastaların diğer hastalarla eşit tedavi alması zorlaşabilecek.
Reçete kısıtlamaları endişe yarattı
Tebliğin 9. maddesinde de reçeteleme kuralları yeniden düzenlendi. Bu düzenleme yürürlüğe girdiği takdirde hipertansiyon tedavisinde kullanılan yeni nesil tansiyon düşürücü ilaçlar, sadece uzmanlık dalı kardiyoloji, endokrinoloji veya nefroloji olan uzmanlar tarafından reçetelenebilecek. Diğer uzman hekimler reçetelerinde bu ilaçları kullanamayacaklar. Bu düzenlemenin özellikle üç uzmanlık dalından hekimlerin az sayıda olduğu veya hiç bulunmadığı bölgelerde hastaların ilaca erişiminde çok ciddi sorunlar çıkartabileceği kaydediliyor.
“SUT değişiklikleri gözden geçirilmeli”
AİFD Başkan Yardımcısı Engin Güner bu konuda yaptığı açıklamada, Sağlık Uygulama Tebliği’nde yapılması düşünülen değişikliklerin hastaların tedavisinin olumsuz etkilenmesi riskini ortaya çıkardığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Bu düzenleme uygulamaya konulursa tedavilerin aksaması veya tıbbi anlamda yanlış tedavilerin uygulanması ihtimali artacaktır. Bir başka sonucu ise hastaların yüksek katkı payları ödemek zorunda kalmaları olabilecektir. Hekimlerin reçete yazmasına getirilen kısıtlamalar hipertansiyon hastalarını kardiyolog, nefrolog veya endokrinolog bulunmayan bölgelerde büyük zorluklarla karşı karşıya bırakabilecektir. O bakımdan, yeni nesil anti hipertansif ilaçların reçeteleme ve rapor yazma hakkının iç hastalıkları, kardiyovasküler cerrahi, nöroloji ve aile hekimliği uzmanlarını da kapsayacak şekilde genişletilmesi ve rapor bulunması halinde tüm hekimler tarafından reçetelenebilmesi hastalarımız için çok yararlı olacaktır. AİFD olarak Tebliğde yapılan değişikliklerin, uygulama başlamadan gözden geçirilmesinin, hasta sağlığını, tedavileri tehlikeye sokmadan yeniden düzenlenmesinin yerinde olacağını düşünüyoruz.”
|