AIFD
TR EN    
Ana Sayfa » HAKKIMIZDA » Kuruluş Amacı ve Hedefleri » Başkanın Mesajı
Başkanın Mesajı
Türkiye’nin güçlü bir ilaç endüstrisine ihtiyacı var

Türkiye ilaç sektörü tarihinin en zor ve sıkıntılı dönemlerinden birini yaşıyor.
4 Aralık 2009’da yürürlüğe giren yeni fiyat kararnamesi ile getirilen düzenlemeler, sektörümüzde faaliyet gösteren tüm kuruluşların iş ve yatırım planlarını revize etmelerini zorunlu kılıyor.

Şimdi şirketler beklenen % 25’lik küçülmenin sonuçlarına hazırlık yapıyorlar. Planladıkları yatırımları, kadro ve iş yapılanmalarını, stratejilerini gözden geçiriyorlar. Kadro azaltımları ne yazık ki şimdiden başladı. Dağıtım zincirinde aksamalar yaşanması, bir çok eczanenin ekonomik güçlük yaşaması bekleniyor. 2010, sektörümüzün tüm bileşenleri için zor geçmeye aday bir yıl olarak
görünüyor. Tüm bu zorluklara rağmen, üyelerimiz 4 Aralık sonrası yaşanan zorlukların hastalarımıza yansımaması için azami gayret gösteriyorlar.

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği’nin (AİFD) kuruluşundan beri önemini vurguladığı konuların başında “istikrar” yer alıyor. Fiyatlandırma, ruhsatlandırma veya fikri mülkiyet hakları gibi, araştırmacı ilaç sektörünün yaşamsal öneme sahip alanlarında politikalar istikrarlı bir şekilde uygulanmalı, aniden değiştirilmemeli. Elbette bu politikaların sektör paydaşlarıyla uzlaşma ve diyalog içinde oluşturulması ve şeffaf bir şekilde uygulanması gerektiğini de söyledik ve söylemeye devam edeceğiz. Ama her şeyin başında istikrar geliyor. Koşullar ne olursa olsun, hiç değilse belli bir vade içinde değişmeyeceklerini bilmek zorundayız. Ancak bu şekilde önümüzü görebilir, geleceği planlayabiliriz.

Bunu niçin istiyoruz? Toplum sağlığı açısından temel ihtiyaçlardan birini karşıladığı ve yenilikçilikle ekonomiye değer yaratıp ivme kazandırdığı için ilaç sektörü stratejik öneme sahiptir. Türkiye’nin önünde, böylesine stratejik bir alanda, ciddi ölçülerde Ar – Ge yatırımı gerçekleştiren, ileri teknolojili üretim yapan ve küresel rekabet gücü yüksek bir ilaç endüstrisine sahip olma fırsatı vardır. Gelişmiş bir ilaç endüstrisine sahip olmak ülkemizin Küresel İlaç Endüstrisinin yatırımlarından alacağı payı arttıracağı gibi, hastalara da gelişmiş ülkelerle aynı standartlarda hizmet sunulmasını ve ilaç alanındaki kaynakların en etkin, verimli bir şekilde kullanılmasını mümkün kılacaktır.

AİFD olarak kamunun sağlık alanında yaşadığı kaynak sıkıntısının bilincindeyiz. Bugüne dek kaynakların daha etkin kullanılmasını sağlayacak çeşitli somut önerilerde bulunduğumuz gibi, Hükümetimizin ilaca erişimi güçlendirecek adımlarını da özveri ile destekledik. Örneğin 2005 yılında SSK’lıların ve Yeşil Kart sahiplerinin bağımsız eczanelerden ilaç temin etmesini sağlayan kararı, ilaç endüstrisi % 4 – 11 düzeyinde kurum iskontolarını kabul ederek finanse etti. Ülkemizde sağlık alanında talep ve ihtiyaçlar arttıkça kaynakların daha fazla zorlanması beklenmelidir.

Sağlıkta talebin artmasını sağlayan faktörleri başında, son yıllarda Hükümetimizin attığı yerinde adımlarla sağlık ve ilaç hizmetlerine erişimin güçlenmiş olması geliyor. Bu alanda sağlanan ilerleme sonucunda Genel Sağlık Sigortası kapsamındaki vatandaşlarımızın sayısı 2004’te 49 milyondan, 2008’de 63 milyona çıktı.

Uzun vadede daha da önemli olan bir faktör ise Türkiye nüfusunun artışı ve yaşlanmakta olmasıdır. TÜİK verilerine göre 2000 – 2008 döneminde 25 yaş altı nüfus yaklaşık 3 milyon azalarak 34 milyondan 31 milyona inerken, aynı dönemde 65 yaş ve üstü nüfus yaklaşık 1 milyon artarak 3,8 milyondan 4,8 milyona çıktı. 31 Aralık 2008 itibarı ile 65 yaş üstü nüfusun oranı % 6,8’dir ve yapılan bütün tahminler bu oranın önümüzdeki yıllarda yükseleceği yönündedir. Bunun yanı sıra ortalama yaşam süresi uzadıkça, ülkemizde kronik hastalıklarla mücadele edenlerin sayısı da artmaktadır.

Bütün bunlar kamunun kaynakları üzerindeki baskıyı açıklıyor. SGK’nın Ekim sonu kümülatif rakamı 13.3 milyar TL oldu. Bu rakamın 12 aya projeksiyonu ile, 2009 sonu itibariyle toplam ilaç harcamasının 15,9 milyar TL olması bekleniyor. Bu durum da bütçeyi zora sokuyor. Peki ama yola nasıl devam edilecek? Sağlıklı ve dengeli bir çözüm için, atılacak tüm adımların, Sektörün dinamiklerini ve dengelerini gözetecek, hastalara erişim sorunu yaşatmayacak; yenilikçiliğin, araştırmacılığın gelişimine sekte vurmayacak şekilde planlanması gerekmektedir. Bu alandaki politikaların sektörün bileşenleri ile diyalog içerisinde geliştirilmesi endüstri için olduğu kadar , düzenleyicilerimiz için de hayati bir öncelik olmalıdır.

Aynı zamanda, her yıl yenilikçi ürünler geliştirip hastalara sunmak için milyarlarca dolar Ar–Ge yatırımı yapan araştırmacı ilaç firmaları ile Ar-Ge maliyetleri olmayan, yasal koruma süresi sonunda yenilikçi molekülü kullanarak üretim yapan jenerik ilaç firmaları arasındaki fark unutulmamalıdır. Yapılan düzenlemelerin Ar-Ge yatırımı açısından bu önemli farkı da dikkate alacak şekilde dengelenmesi şarttır. Unutmamak gerekir ki, ülkemizde jeneriği olan ve bu nedenle, fiyatları referans fiyatın, yani pratikte Avrupa’nın en düşük fiyatının % 66’ı ile sınırlandırılan pek çok ilaç, uluslararası alanda patent koruma süreleri devam eden ve dolayısı ile, ülkemizde jenerikleri bulunsa da, referans ülkelerde jeneriği bulunmayan ilaçlardır. Ayrıca, jeneriği olmayan yenilikçi ilaçlarda, varolan % 11’lik ıskontoya ek olarak getirilen % 12 indirimle, geri ödeme ıskontosu % 23 gibi çok yüksek bir düzeye yükselmiştir ki, bu da ülkemize yeni ilaçların gelişi için çok ciddi bir engel oluşturmaktadır.

Araştırmacı İlaç Kuruluşları olarak en temel varlık nedenimiz, ülkemizdeki hastalarımızın geliştirdiğimiz yeni ilaç ve tedavilere diğer ülkelerdeki hastalarla eşzamanlı bir şekilde erişimini sağlamaktır. Bu bakımdan, bu alanda sağlanabilecek düzelmeler, hem bizim hem de bu ilaçlardan şifa bulacak olan hastalarımız için çok önemli bir ortak önceliktir.

4 Aralık düzenlemeleri ile sonuçlanan, küresel krizin kamu sağlık finansmanına getirdiği baskılar soruncu 2009 yılında yaşadığımız sürecin, ilaç sektörümüzdeki yenilikçiliğin gelişimini ciddi bir sekteye uğrattığını söylemek yanlış olmayacak. Oysa ülkemizin ihtiyacı bunun tam tersi. Türkiye’de kaynakların etkin kullanılmasının, toplumun sağlık alanında artan talep ve ihtiyaçlarının en yüksek standartlarda karşılanmasının temel koşulu güçlü bir ilaç endüstrisidir. Bundan ne anladığımı da bir kez daha tekrar edeyim: Ciddi ölçülerde Ar – Ge yatırımı gerçekleştiren, ileri teknolojili üretim yapan, küresel rekabet gücü yüksek bir endüstriden bahsediyorum. Uluslararası Araştırmacı İlaç Endüstrisinin “Yükselen Ülkelerde” gerçekleştirmek istediği yatırım dalgasını bir fırsata dönüştürebilen , içinde yer aldığı coğrafyada ilaç alanında Türkiye’nin bölgesel bir cazibe merkezi olmasına katkıda bulunan bir endüstriyi anlatmak istiyorum.

Yenilikçilik her sektörün olduğu gibi ilaç sektörünün de geleceğidir. İnsan yaşamının kalitesini yükselten, ortalama yaşam süresinin uzamasına katkıda bulunan, hasta ve toplum için değer yaratan orijinal ilaç ve tedaviler yenilikçiliğin ürünleridir. Dünya bu yönde ilerlerken, Türkiye’nin aksi yöne gitme şansı yoktur.

Biz kurulduğumuz 2003 yılından bu yana tüm paydaşlarımıza ve Hükümetimize aynı mesajı veriyoruz: Gelin Türkiye’de yenilikçiliğin güçlenip yeşereceği ortamı yaratalım. Gelin hep birlikte ülkemizin sağlık alanındaki finansman ihtiyacına, ülkemizde zaten artık dünyanın en düşük düzeyine inmiş bulunan ilaç fiyatlarını daha fazla baskı altına almadan çözüm getirecek uzun vadeli politikalar oluşturalım ve istikrarlı, şeffaf bir şekilde uygulayalım. Gelin fikri mülkiyet haklarını uygulamada uluslararası standartlarda koruyalım. Bunları yapabilirsek araştırmacı ilaç firmalarının her yıl küresel düzeyde yaptıkları 90 – 100 milyar dolar düzeyindeki Ar – Ge yatırımlarından daha fazla pay alabiliriz; ihracat kapasitesi yüksek, ileri teknolojili bir ilaç endüstrimiz olabilir; hastalarımız gelişmiş ülkelerin hastalarıyla aynı zamanda en etkin ilaç ve tedavilere erişebilirler.

Maalesef şu anda bu hedeflerimizden uzaklaşmış durumdayız. Ülkemize de yansıyan küresel mali krizden çıkış amacıyla Hükümetimizin 2009 yılında mali disiplini sağlama amaçlı orta vadeli bir program geliştirdi. Uluslararası sermayeli, ülkemizin geleceğine inanarak uzun yıllardır yatırım yapan “Türkiye’nin” Araştırmacı İlaç Kuruluşları olarak uzun vadede sürdürülebilir bir gelişim sağlama amacı ile,, karşılıklı olarak öngörülebilir bir krizden çıkış dönemine destek olmayı, sorumluluğumuzun gereği olarak gördük Önümüzdeki dönemde yeni fiyat kararnamesinin gerçek hayatta yarattığı sorunlar yaşandıkça, ve Ekonomik koşullarda olumlu gelişmeler oldukça, Hükümetimizin diyaloga ve yapılan düzenlemeleri tekrar gözden geçirmeye açık olacağını umuyoruz.

Mutlu, sağlıklı ve başarılı bir yıl dilerim.

Muhittin Bilgütay

Yönetim Kurulu Başkanı
Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği
Şubat 2010
ÜYE GİRİŞİ
AIFD İÇİNDEN
Yaşamı tehlikeye atmadan ilaçta tasarruf mümkün
SİTE İÇİ ARAMA
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ? ÖNEMLİ TERİMLER SİTE HARİTASI YARARLI LİNKLER GİZLİLİK-KULLANIM KOŞULLARI İLETİŞİM
AbbottActelion Alcon AmgenAstellasAstraZeneca Bayer Türk Kimya San. Ltd. Şti. Boehringer İngelheim Bristol-Myers SquibbCelgeneChiesiDaiichi-SankyoEczacıbaşı-BaxterFerring Fresenius KabiFresenius Medical CareGenzyme Sağlık Hizmetleri ve Tedavi Ürünleri Tic.Ltd.Şti.Gilead Sciences İlaç.Tic. Ltd. Şti.GlaxoSmithKlineIBSA İlaç San. ve Tic. Ltd. Şti.Intendis İ.E.UlagayJohnson&JohnsonLillyLundbeck Merck SeronoMSD TürkiyeNestle Novartis Sağlık Ürünleri Novo NordiskNutricia Klinik BeslenmePfizer İlaçları Ltd. ŞtiPharmaSwissPierre Fabre Sanofi-aventisSchering-PloughServier Solvay İlaç TürkiyeU.C.B. Pharma Wyeth
© Copyright 2007-2008. Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) Son Güncellenme : 10.03.2010
XHTML 1.1 CSS