|
|
|
|
|
|
10.12.2007
|
|
|
|
|
|
|
|
2001 krizinden sonra yaşadığımız yeniden yapılanma ve reform süreci ile sağlanan siyasi ve ekonomik istikrar meyvelerini vermektedir. Türkiye son yıllarda güçlü bir büyüme ivmesi yakalamıştır. Ekonomimiz 2002 – 2006 yılları arasında yılda ortalama % 7.4 büyümüştür. Bu yıl ve gelecek yıl da büyümenin sürmesi beklenmektedir. Ortaya çıkan güçlü ekonomik performans Türkiye’yi dünyanın yükselen ekonomileri arasına sokarken, aynı zamanda uluslararası yatırımcılar açısından da giderek daha cazip bir ülke haline getirmektedir.
Şimdi yapmamız gereken, yakaladığımız rüzgârı korumak ve güçlendirmek, ülkemizin büyümesini sürdürülebilir bir zemine hızla oturtmaktır. Bu da uzun vadeli strateji ve politikaların istikrarlı bir şekilde uygulanmasından geçmektedir. Türkiye ancak bu şekilde, küresel ekonomi içinde hak ettiği ağırlıklı konuma doğru ilerleyebilir.
İlaç sektörü Türkiye’yi şahlandırabilir
37 uluslararası ilaç firmasını çatısı altında toplayan Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) olarak sektörün gelişimini sağlayacak politikalar oluşturulması için her zaman yapıcı ve işbirliğine açık bir tutum içinde olduk. Görüşlerimizi sektör temsilcileriyle ve Hükümetimizle paylaştık. Sektörümüzün gerçek potansiyelini hayata geçirmek için 2003’ten bu yana çalışmaktayız. Bu çalışmalarımızda bizi en çok motive eden faktör, sektörümüzün Türkiye’nin parlak geleceğinde son derece etkin bir rol oynayacağına olan inancımızdır.
İlaç sektörü bugün dünyanın bir çok ülkesinde ekonomik büyümeye ciddi katkılar yapan, ihracat kapasitesi yaratan, yenilikçiliği güçlendiren ve uluslararası Ar – Ge yatırımlarını çeken etkili bir rol üstlenmiştir. Sektörümüzün aynı işlevi burada da yerine getireceğine, ülkemizi geleceğe taşıyacak temel endüstriler arasında yer alacağına inanıyoruz. Güçlü bir ilaç sektörü sadece ekonomiyi geliştirmek ve değer katmakla kalmayacak, sağlık politikalarının en etkin bir şekilde yürütülmesini ve toplumumuzun yeni, etkili ilaç ve tedavilere erişiminin güçlenmesini sağlayacaktır.
Sektörümüzün bu rolü üstlenebilmesi için yenilikçiliğin desteklenmesi, ülkemizdeki yatırım ortamını iyileştirmeye yönelik çalışmaların sürdürülerek hızla tamamlanması gerekmektedir. Hükümetimiz bugüne dek bu alanda önemli adımlar atmıştır. 2006 yılında ülkemize giren doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının 20 milyar doları bulmasında, 2007 de bu miktarı da aşacak olmasında ülkemizin ekonomik performansı ve istikrarının yanı sıra, yapılan iyileştirmeler de önemli rol oynamıştır. Ancak daha yapılması gereken çok iş bulunduğu da bir gerçektir.
Ülkemizde patent yasasının 1995’de, veri münhasıriyeti uygulamasının ise 2005 yılında yürürlüğe girmesi, olumlu gelişmelerdir. Ancak henüz fikri mülkiyet haklarının Türkiye’de uluslararası standartlarda tam anlamıyla korunduğunu söyleyecek durumda değiliz. Bu konuda varolan belirsizliklerin giderilmesi büyük önem taşımaktadır. Bunun yanı sıra, sosyal güvenlik, vergi reformu ve hukuk reformları, acilen tamamlanması gereken bir sürecin en önemli parçalarını oluşturmaktadır. Bu süreç tamamlandığında adil rekabet ortamı güçlenecek ve yatırım ortamı iyileşecektir.
Dünyadan örnekler: İrlanda ve Singapur
Türkiye bu konularda Amerika’yı yeniden keşfetmek zorunda değildir. Bu konuda farklı ülkelerde uygulanan benzer politikalar ve bunların benzer sonuçları ortadadır. Örnek olarak İrlanda ve Singapur üzerinde durmak isterim.
İrlanda yenilikçiliği destekleyerek ilaç sektörünü güçlendiren ve bu yolla büyük bir ekonomik hamle yapan ülkelere Avrupa’dan en iyi örnektir. İrlanda Sanayi Kalkınma Ajansı 1960’lardan bu yana planlı ve istikrarlı bir şekilde sektörel kalkınma politikalarını uygulamaktadır. Bu çerçevede yenilikçiliğe ağırlık verilmiş, uluslararası yatırımlar için cazip bir ortam yaratılması için çaba gösterilmiş ve eğitimi de kapsayacak şekilde sektörün tüm ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik yatırımlar yapılmıştır. İrlanda ruhsatlandırma, fiyatlandırma, geri ödemeler ve klinik araştırmalar gibi ilaç sektörü için önemli konularda olumlu düzenlemeler yapmıştır. Bu adımların olumlu sonuçları da alınmıştır.
2006 yılı itibarı ile İrlanda’nın tüm ihracatının yarısı ilaç ihracatından oluşmaktadır. Kimyasallarla birlikte ilaç ihracatı 54,3 milyar ABD Doları seviyesindedir. Bugün dünyanın en büyük 15 ilaç şirketinden 14’ü, en büyük 25 tıp teknolojisi şirketinin 15’i İrlanda’da faaliyet göstermektedir. Sadece son 6 senede İrlanda ilaç sektörüne yapılan yatırım miktarı 5 milyar Euro’yu bulmuştur. Sektör halen, yarıdan fazlası yüksek eğitimli olmak üzere, yaklaşık 24 bin kişiye istihdam sağlamaktadır.
Benzer bir örnek, bugün Asya’nın kalkınma odaklarından biri olan Singapur’dur. Singapur Ekonomik Kalkınma Ajansı, uzun bir süreden beri ülkede yatırım koşullarını iyileştirmeye, başta ilaç sektörü olmak üzere yenilikçi ve ileri teknolojili yatırımcılar için “dostça” bir ortam yaratmaya odaklanmıştır.
1965-1997 yılları arasında, Singapur yılda ortalama % 8,5 düzeyinde büyüme kaydetmiş ve gayrisafi yurtiçi hasılası bugün 141 milyar dolara yükselmiştir. Doğrudan yabancı yatırımların gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı 1975’te yüzde 5,2’den 2000 yılında yüzde 20’ye çıkmıştır. Bugün itibarı ile ihracat 290 milyar dolara , Singapur’daki toplam doğrudan yabancı yatırım stoku 190 milyar dolara ulaşarak, Singapur’u yabancı yatırımcılar için en cazip ülkelerden biri haline getirmiştir.
Singapur bugün ileri teknolojili yatırımlar ve Ar – Ge yatırımları açısından önemli bir merkez konumundadır. Ülkede biyomedikal bilimler sektörünün üretim çıktısı 1997’de 2,6 milyar dolar iken, 2004’te 24,3 milyar dolara çıkarak, toplam çıktının yüzde 9.1’ini ve toplam katma değerin yüzde 21,3’ünü oluşturmuştur.
Türkiye doğru yolda
Ülkemiz son yıllarda yukarıdaki örneklere benzer bir yola girmiş bulunmaktadır. Sektörümüz açısından baktığımızda ilaca, sağlık hizmetlerine erişim ve fiyatlandırma gibi alanlarda istikrarlı politikaların uygulanması, fikri mülkiyet haklarının benimsenerek korunması ve adil rekabet koşullarının sağlanması gibi alanlarda önemli ilerlemeler elde edilmiştir. Ayrıntılı bir yol haritasının çıkartılması ve uygulanması bu yolda hızla ilerlememizi sağlayacaktır.
Bu yol haritasının en önemli özelliği küresel eğilimlerin iyi değerlendirilmesi olmalıdır. Türkiye ilaç sektöründe yenilikçiliğe ve Ar-Ge’ye odaklanan, yatırımcıları ülkemize daha fazla çekecek orta ve uzun vadeli stratejileri hızla uygulamaya koymalıdır.
AİFD bu uzun yolda etik kurallara uygun,şeffaf, kurallara bağlı, Avrupa normlarına uygun bir ilaç sektörünün gelişimine dolayısı ile ülkemizin hızla kalkınmasına katkı yapmaya devam edecektir.
Engin Güner
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
SİTE İÇİ ARAMA
|
|
|
|
|
|