AİFD Genel Sekreteri Dr. Dereli Dünya Kanser Günü Mesajı yayınladı

04.02.2016

“Yeni ilaç ve tedaviler sayesinde artık umut var: Kanseri mutlaka yeneceğiz”

AİFD Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısı ile yayınladığı mesaj ile kanser tedavisinde gelinen noktaya dikkat çekerek, klinik test aşamasındaki 800’den fazla ilaç ve aşının hastalara umut verdiğini belirtti. Bilimsel ilerleme, tıp teknolojilerinde yaşanan devrimsel gelişmeler ve yeni teşhis ve tedavi olanakları sayesinde günümüzde kanserde tam iyileşme oranlarının erişkinlerde yüzde 70’lere, çocuklarda ise yüzde 85’lere ulaştığını vurgulayan Dr. Dereli, doğru zamanda, doğru tedaviye erişimin önemine dikkat çekerek, akciğer kanserinden lösemiye, lenfomadan meme kanserine kadar pek çok kanser türü için geliştirilme aşamasındaki yüzlerce ilacın yakın gelecekte hastaların tedavisi için erişime sunulacağını vurguladı. Hastaların ve yakınlarının umutsuzluğa düşmemesi gerektiğini belirten Dr. Ümit Dereli, Dünya Kanser Günü’nün bu yılki sloganının “Yapabiliriz, yapabilirim” olduğuna dikkat çekerek, her yıl milyonlarca ölüme neden olan ve pek çok tipi risk faktörlerinin ortadan kaldırılmasıyla önlenebilir nitelikte olan hastalığa karşı toplumsal bilinci artırmanın önemine vurgu yaptı. 

Uluslararası Kanser Kontrol Örgütü (UICC) tarafından kanser konusunda kamuoyunda farkındalık yaratarak kanserden ölümlerin önene geçilmesi hedeflenen Dünya Kanser Günü için her yıl 4 Şubat tarihinde tüm dünyada çeşitli faaliyetler düzenleniyor. Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği de (AİFD) Dünya Kanser Günü nedeniyle yayınladığı mesaj ile kamuoyunun dikkatini kanser tedavisinde gelinen noktaya çekti.

Dünyada her yıl 14 milyon kişinin kansere yakalandığını ve bu sayının 2025 yılında 20 milyona ulaşacağını belirten Dr. Dereli, “Her yıl dünyada 8,2 milyon bireyi kanserden kaybediyoruz. 2025 yılında kanserden ölümlerin sayısı 11-12 milyona çıkması bekleniyor. Sadece risk faktörlerinin ortadan kaldırılması bile büyük fark yaratmakta. Kanserin toplumsal maliyeti çok yüksek. Ancak araştırmacılar bilimin tüm olanaklarını kanserle mücadele için kullanıyor. Yakın bir gelecekte, insanlığın kanseri yendiğine mutlaka tanık olacağız” ifadelerini kullandı.

Açıklamada, son yıllarda kansere karşı mücadelede önemli ilerlemeler sağlandığını belirten AİFD Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli, moleküler biyoloji ve genom araştırmalarındaki ilerlemeler ile 200’den fazla türü olan kanserin altında yatan karmaşık nedenlerin bilim adamları tarafından ortaya çıkartıldığını ifade etti.

“Yapılan araştırmalar hastalığın nasıl geliştiğine ve spesifik kanser türlerine ilişkin ilaçları nasıl hedefleyeceğimize ilişkin bilgimizi genişleterek hastalar için daha etkili tedaviler elde edilmesini sağladı. Gerçekleşen tüm ilerlemelere rağmen dünya genelinde halen yılda 8.2 milyon insan kanser nedeniyle hayatını kaybetmekte” şeklinde konuşan AİFD Genel Sekreteri Dereli, bu ölümlerden yarısının 30-69 yaş arasındaki yetişkinler olduğunu ve 4 milyon ölümün önlenebilir kanserler arasında kabul edildiğini söyledi.

Amerikan Kanser Araştırmaları Derneği tarafından 2015 yılında yayınlanan rapora dikkat çeken Dr. Dereli, ABD’de her 4 ölümden 1’inin sebebi olarak belirlenen “kanser”in, ölüm nedenleri arasında 2. sırada geldiğini belirtti. Dünyada da ölüm nedenleri arasında en tepede olan kanserde teşhis konan kişi sayısının tahminlere göre yaklaşık 14 milyon kişi olduğunu vurgulayan AİFD Genel Sekreteri Dereli, bu durumun, günde yaklaşık 22 bin kişinin kanser nedeniyle hayatını kaybettiği anlamına geldiğini belirtti.

“45 yılda kansere karşı mücadelede önemli ilerlemeler sağlandı.”

Tüm bu olumsuzluklara rağmen, kansere karşı mücadelede son 45 yıl içerisinde önemli ilerlemeler sağlandığını söyleyen Dr. Dereli, yapılan araştırma sonuçları, kanser kaynaklı ölüm oranlarının 45 yıl içerisinde yüzde 22 düştüğünü ve kanserde ilaçlar dâhil, yeni tedaviler sayesinde sağ kalma oranının yüzde 83’e yükseldiğini belirtti.

Amerikan Kanser Araştırmaları Derneği tarafından yayınlanan rapora göre, ABD’de tedavi sonucu iyileşen hasta sayısının 1971 yılında 3 milyon iken, 2014 yılına gelindiğinde 14,5 milyona çıktığı belirtilen AİFD Genel Sekreteri, bu rakama göre, nüfusu 322 milyon civarında olan ABD’de her 25 kişiden 1’inin kanser hastalığına yakalandığı halde sağ kalan kişileri oluştuğunu ifade etti.

Bu doğrultuda ilaç endüstrisinin Ar-Ge merkezlerinde kanser hastalıkları için hedefe yönelik tedaviler geliştirmek üzere yenilikçi çalışmalar yürüttüğünü belirten Dr. Dereli, söz konusu çalışmalar kapsamında ilaç şirketlerinin, klinik araştırma aşamasında olan veya Amerikan Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) tarafından incelenmeyi bekleyen 836 kanser ilacı ve aşısını geliştirdiğini söyledi. Tüm insanların gerçekleştirilen bu yeni ilaç ve tedavilerden faydalanmasının temel insan hakları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Genel Sekreter Dr. Dereli, Türkiye’de de ruhsat süreleri kısaldığı takdirde onay alan kanser ilaçları ve aşılarının hastaların hizmetine en kısa sürelerde sunulabileceğini belirtti.

En çok “akciğer kanseri” tedavisi için çalışılıyor.

Tedavi geliştirmek üzere araştırmacı ilaç firmaları tarafından üzerinde en fazla çalışılan kanser türünün akciğer kanseri olduğunu vurgulayan AİFD Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli, “Akciğer kanseri, dünyada kanserden kaynaklanan ölüm nedenlerinin başında geliyor ve bu hastalığa tedavi oluşturmak üzere halihazırda 123 ilaç üzerinde çalışılıyor. Tüm yeni kanser vakalarının yüzde 3’ten fazlasını oluşturan “lösemi”nin tedavisine yönelik ise 106 yeni ilaç ve tedavi geliştiriliyor. Araştırmacı ilaç firmaları lenfoma tedavisi için ise 92 yeni ilaç üzerinde çalışırken, kadınlarda önde gelen kanser türü olan meme kanseri için 82 yeni ilaç geliştirilme aşamasında. Kanser türlerine yönelik olarak gelişim aşamasındaki diğer ilaçlar ise beyin tümörleri, cilt kanseri, kolorektal kanser, yumurtalık, prostat kanseri, çocukluk kanserleri, solid tümörler ve diğer kanser türlerini hedef alıyor. Gelişim aşamasındaki bu ilaçların yüzde 80’i türünün en iyisi olma potansiyelini taşıyor ve bu ilaçların yüzde 73’ü ise kişiye özel tedavi sağlama potansiyeline sahip.” dedi.