“Yön Gösterici Olmak İstiyoruz”

01.10.2016

AİFD Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli’nin Capital Dergisi’nin Ekim 2016 sayısında bir söyleşisi yayımlandı.

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD), yeni ilaçlara erişimi artırmak ve sağlık sektöründeki sorunlara çözüm üretmek için çalışmalarını sürdürüyor. Birçok uluslararası ilaç üreticisinin Türk şirketleriyle ortaklıklar kurduğunu dile getiren AİFD Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli, sektöre çekilecek uluslararası yatırımların, yenilikçi ürünler, Ar-Ge ve ileri teknoloji açısından gelişimin anahtarı olacağını kaydediyor. 

Türkiye’nin sağlık alanında attığı adımlar ilaç sektöründe de önemli gelişmelere ve ilerlemelere neden oluyor. Bu gelişme ve ilerleme sürecinde, ithalatı azaltıp yerli üretimi artırmak için başlatılan girişimler de çok önemli. Ar-Ge modelinin ön plana çıkmasının ve yerelleşmedeki gelişmelerin, Türk ilaç sektörünün daha da ilerlemesine katkıda bulunacağı düşünülüyor. Ar-Ge çalışmaları yapan araştırmacı ilaç şirketleri de küresel ölçekteki çalışmalarıyla sektörü büyütüyor. Bu noktada araştırmacı ilaç şirketlerini çatısı altında toplayarak çalışmalarına destek vermek, sağlık sorunlarına karşı çözümler üretmek, teknolojiye ve yenilikçi ürünlere ulaşımı artırmak ve sağlık alanında etik ve şeffaf bir ortam oluşturmak amacıyla 2003’te kurulan Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD) önemli bir oyuncu konumunda bulunuyor. 38 çokuluslu araştırmacı ilaç şirketini temsil eden AİFD, hazırladığı raporlar ve yayınladığı araştırma sonuçlarıyla sektörün büyümesine katkıda bulunuyor. Türkiye’nin dünyanın önde gelen ilaç pazarlarından birine sahip olduğunu söyleyen AİFD Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli, ilaca erişimin artması gereği göz önüne alındığında bu piyasanın önümüzdeki yıllarda da büyümeye devam edeceğini kaydediyor. Araştırmacı ilaç şirketlerinin bütçelerinin ortalama yüzde 15-20’sini Ar-Ge faaliyetlerine harcadığını ve bu oranın birçok sektörden çok daha yüksek olduğunu ifade eden Ümit Deereli’ye göre, sektörde yenilikçiliğin hızlanması ve sürdürülebilir kılınması için Ar-Ge ve ileri teknoloji odaklı yatırımların nicelik ve nitelik açısından artması gerekiyor. “Türk ilaç sektörüne çekilecek uluslararası yatırımlar, Ar-Ge ve ileri teknoloji açısından gelişimin de anahtarı olacak” diyen Ümit Dereki’yle ilaç sektörünün, ilaç geliştirme süreçlerini ve bu alandaki yenilikçi ürünlerin artması için yapılması gerekenleri konuştuk:

AİFD’nin Vizyonu 

Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AİFD), Türk insanının yeni ve orijinal ilaçlara erişimini sağlamak ve ülkemizde sağlık sorunlarına etkin çözümler bulunmasına katkıda bulunmak amacıyla 2003’te kuruldu. İstanbul’daki merkezimiz ve Ankara’daki temsilciliğimiz aracılığıyla faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Faaliyetlerimizin merkezinde, ülkenin sağlık sektörüne çözüm ortağı olma vizyonu yatıyor. Bunu da kapsamlı bilgi birikimi ve yenilikçi tedavi önerilerini paylaşarak yapıyoruz. Türk tıbbında yenilikçi ürünlere, teknoloji ve bilgiye erişimi artırması ve sağlık alanında etik ve şeffaf bir ortamın oluşturulması için çalışarak sağlık sektörüne katkıda bulunuyoruz.

38 Şirket 

AİFD, 38 çokuluslu araştırmacı ilaç şirketini temsil ediyor. Araştırmacı ilaç şirketleri on binlerce bilim insanının yıllar boyu süren araştırmaları eşliğinde yeni ilaç ve tedavileri keşfetmek için çalışan şirketler anlamına geliyor. Söz konusu şirketler kaynak, teknoloji ve çalışma ortamı sunarak yeni tedavilerin üretilmesine katkıda bulunuyor.

Dernek Ne Yapıyor? 

Sağlık insanlığın en temel ihtiyaçları ve yaşamsal öncelikleri arasında yer alıyor. İlaçlar da bu ihtiyaçları ve öncelikleri yerine getirmek için en hızlı ve verimli araçlar olarak öne çıkıyor. İnsan yaşamına sağlık katan ilaçların üretimi ve bu ilaçlara herkesin erişimini sağlamak ilaç sektörünün amaçlarının başında geliyor. AİFD olarak yeni ve orijinal ilaçlara erişimi artırmaya ve Türkiye’de sağlık sektöründe yaşanan önemli sorunlara etkin çözümler üretmeye odaklanıyoruz. Hazırladığımız raporlar ve yayımladığımız araştırma sonuçlarıyla sektörün büyükmesine sektörün ürettiği değerlere erişim olanaklarını artırma çalışmalarına katkıda bulunuyoruz. Bu yöndeki çalışmalarımızı geliştirerek sürdürüyoruz.

Yeni Rapor 

Son olarak Türkiye’deki fikir tartışmalarının bilgi ve veri içeriğini artıracak çalışmalar yapan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) ile ortaklaşa yürüttüğümüz “İlaç Üretim ve İhracat Ekosistemi Raporu”nu yayınladık. İlaç sektöründe istenen gelişmeyi sağlayabilmek için yerli ve yabancı yatırımlara ihtiyaç bulunuyor. Bu yatırımları desteklemek ve uygun ortamı sağlamak için kamu-özel sektör iş birliğini olabilecek en verimli şekilde tesis etmemiz gerekiyor. Raporumuz, bu doğrultuda atılacak somut adımlara rehberlik edecek.

Sektörün Son Durumu 

Türkiye, bugün dünyanın önde gelen ilaç pazarlarından birine sahip. İlaç piyasası yaklaşık 8 milyar dolar seviyesinde bulunuyor. Ülkemizin artan nüfusunun sağlık ihtiyaçlarını ve toplumun daha geniş kesimlerinin ilaca erişiminin artması gereğini göz önüne aldığımızda bu piyasanın önümüzdeki yıllarda da büyümeye devam edeceği açık. Türkiye’nin son yıllardaki başarılı ekonomik performansı pek çok sektörde olduğu gibi ilaç sektörünün de gelişimini olumlu etkiliyor. Pazarın sunduğu fırsat ve potansiyeller pek çok uluslararası ilaç üreticisini Türk şirketleriyle ortaklıklar kurmaya teşvik ediyor. Özellikle jenerik ilaç şirketlerinde son birkaç yılda yoğun bir satın alma ve birleşme dalgasına tanık olundu. Bugün gelinen noktada ilaç sektörünün belli bir sanayi tabanının oluştuğunu, iç pazardan çok daha fazlasına yetecek üretim kapasitelerinin bulunduğunu ve ciddi bir büyüme hamlesinin eşiğinde olduğunu söyleyebiliriz.

İlaç Harcamaları 

Kamu sağlık harcamaları ile ilaç harcamalarının karşılaştırmak ve oranlamak güç olsa da Türkiye’de toplam ilaç harcamalarının genel sağlık harcamalarına bilinen oranının OECD metadolojisine dayanarak yapılan ulusal sağlık hesaplarına göre yüzde 25 civarında olduğunu biliyoruz. Bu oran, OECD ölçütlerine göre yüksek görünüyor. Türkiye’deki kamu sağlık harcamalarının oranı toplam sağlık harcamalarına göre son dört yılda yüzde 41,2 oranında artmasına karşın Türkiye, kişi başına düşen yıllık kamu sağlık harcamasında 232 dolarla OECD ülkeleri arasında en az sağlık harcamasıyla Meksika’dan sonra ikinci sırada yer alıyor. OECD ülkeleri arasında kişi başına kamu sağlık harcaması en yüksek olan ülkeler ise 5 bin 360 dolarla Lüksemburg ve 4 bin 512 dolarla Norveç. OECD ülkelerinin ortalama kamu sağlık harcaması ise 2 bin 23 dolar düzeyinde seyrediyor.

Yeniliğe İhtiyaç Olan Alanlar 

Yenilikçi ilaçlar, insanların yaşam kalitelerini yükseltirken yaşam sürelerini de uzatıyor. Ancak topluma tek katkılarının bundan ibaret olduğu söylenemez. Bu ilaçların doğru ve yerinde kullanılması çalışanların işlerini yapmasına olanak sağlıyor; sakatlıkları, ameliyatları, hastanede yatarak tedavileri azaltıyor. Hastalığın tedavisi için yapılan harcamayı düşürüyor. Sağlık hizmetlerinin kalitesini yükseltirken maliyetini düşürüyor. Bunun yanı sıra ilaç endüstrisinin gelişmesine ve güçlenmesine katkıda bulunuyor, yatırımları artırıyor. Yenilikçi ilaçlar her bakımdan toplum için değer yaratıyor.

AİFD’den Öneriler 

Dernek olarak ilaç sektörünün yenilikçilik motorunun, Ar-Ge olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle sektörde yenilikçiliğin hızlanması ve sürdürülebilir kılınması için Ar-Ge ve ileri teknoloji odaklı yatırımların nicelik ve nitelik açısından artması gerekiyor. Türk ilaç sektörüne çekilecek uluslararası yatırımlar, Ar-Ge ve ileri teknoloji açısından gelişimin de anahtarı olacak. Zira ilaç ve dolayısıyla sağlık hizmetleri bilimsel verilerin paylaşımı ve söz konusu verilere erişim imkanlarının çoğalmasıyla gelişir. Bu konuda yakın zamanda lanse ettiğimiz ve edeceğimiz ihracat ve Ar-Ge raporlarıyla sektöre yön gösterici olmayı hedefliyoruz. Yatırım ortamının daha da iyileştirildiği, şeffaf ve öngörülebilir politikaların uygulandığı, yenilikçiğin teşvik edildiği, fikri mülkiyet haklarının uluslararası düzeyde korunduğu bir Türkiye, bu bakımdan daha güçlü ve şanslı bir konuma sahip hale gelecek. Uzun vadeli doğru stratejilerin uygulanmasıyla Türk ilaç sektörü uluslararası rekabet gücü yüksek bir endüstriye sahip olabilecek ve potansiyellerini değerlendirebilecek.

“İlaca Ayrılan Ar-Ge Payı Yüksek” 

İlaç sektörünün önemli bir büyüme ivmesine sahip olduğunu belirten AİFD Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli, bu noktada araştırmacı ilaç şirketlerinin bu konudaki çalışmalara önemli bütçeler ayırdığının altını çiziyor. Bu firmaların bütçelerinin ortalama yüzde 15-20’sini araştırma ve geliştirme faaliyetlerine harcayan firmalar olduğunu söyleyen AİFD Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli, bu açıdan bakıldığında yüzde 15-20’lik bu oranın elektronik, havacılık veya otomotiv gibi yüksek teknolojili bazı sektörlerden çok daha yüksek olduğunu dile getiriyor. “Avrupa İlaç Endüstrileri ve Birlikleri Federasyonu’nun (EFPIA) yaptığı son araştırmalara göre, yeni bir molekülün keşfi ve geliştirilerek ilaç haline getirilmesi sürecinin ortalama maliyeti yaklaşık olarak 900 milyon Euro’ya ulaşıyor” diyen Ümit Dereli, bu rakamın sektörünün ilerleme ve gelişme potansiyelini de yansıttığını söylüyor.

Yeni Rapordan Öne Çıkan Başlıklar

  1. Türkiye, yapısal reformlarla kurgulanmış sürdürülebilir kalkınma ve büyüme stratejisine odaklanılmalı.
  2. Büyüme ve sürdürülebilirlik arasındaki ilişki, yeni teknolojiler sayesinde pozitife dönüyor. Niteliği yükseltecek ve ileri teknolojili ihracatı artıracak yeni teknolojilerin transferi ve difüzyonunu odak alan sanayi politikası çerçevesi belirlenmeli.
  3. Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma ve büyüme stratejisinin en önemli bileşeni, teknolojik sıçramayı gerçekleştirerek üretim ve ihracatta ileri teknolojinin payını hızla arttırmak olmalı.
  4. İlaç sektörü ileri teknolojili bir sektör olarak ihracatta teknolojik sıçrama için önem taşıyor. Ayrıca diğer ileri teknolojili sektörlerden farkı, biyoteknolojinin Türkiye’ye transferi ve yayılması için hızlandırıcı sektör olabilme özelliğinde yatıyor.
  5. İlaç sektörünün bu potansiyelinden faydalanabilmenin yolu etkin çalışan ekosistem tasarımı ve rekabetçi yatırım ortamından geçiyor. Teknolojik dönüşüm için yerli ve yabancı özel sektör yatırımlarının artışı büyük önem taşıyor.

Röportajı okumak için lütfen tıklayınız.