AIFD’den “Dünya Diyabet Günü” mesajı

14.11.2015

“Diyabetle mücadele yenilikçi ilaçlar umut vadediyor”

1921 yılında insülini bularak diabet hastalarının tedavisini mümkün kılan Fredrick Bantig’in doğum günü anısına, her yıl 14 Kasım’da Dünya Diyabet Günü düzenlenerek, çeşitli etkinlikler yapılmaktadır. Dünya Diyabet Federasyonu ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 1991 yılından bu yana düzenlenen, Dünya Diyabet Günü nedeniyle bir mesaj yayınlayan Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği (AIFD) her 7 kişiden birinin diyabetli olduğu Türkiye’nin Avrupa’da en yüksek diyabet prevalansına sahip ülke olduğunu belirtirken, 20 yıl sonra Türkiye’de diyabetlilerin sayısının Avrupa ülkelerindeki toplam diyabetli sayısından daha yüksek olacağını ifade etti.

Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Diyabet Federasyonu tarafından ilan edilen ve her yıl 14 Kasım gerçekleştirilen etkinlikler ile kamuoyunda diyabet hakkında farkındalık yaratmak üzere gerçekleştirilen “Dünya Diyabet Günü” dolayısıyla Araştırmacı İlaç Firmaları Derneği bir açıklama yayınladı. Dünya Diyabet Federasyonu’nun verilerine göre 2015 yılı itibariyle 415 milyon kişinin diyabet hastası olduğu günümüzde, Türkiye’de 7 milyondan fazla kişinin diyabet hastası olduğuna dikkat çeken AIFD, Türkiye’nin Avrupa’da en yüksek diyabet prevalansına (nüfusta var olan hasta sayısının, risk altındaki nüfusun sayısına bölünmesiyle elde edilen oranı) sahip ülke olduğunu belirtti.

Açıklamada her yedi kişiden birinin diyabetli olduğu ülkemizde, 20 yıl sonra Türkiye’de yaşayan diyabetlilerin sayısının, tüm Avrupa ülkelerinden daha fazla olacağını belirten AIFD Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli, Türk halkında kan şekeri ve diyabetin kontrolünün bir ölçümü olan HbA1c ortalamasının diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha yüksek olduğunu söyledi. Diyabetin, kontrol altında tutulmaması halinde, böbrek yetmezliği gibi başka hastalıklara ve ampütasyon gibi istenmeyen işlemlere de neden olabildiğini ifade eden Dr. Dereli, bu sonuçların yenilikçi ilaçlar ile önlenmesinin mümkün olduğunu belirtti.

Araştırmacı İlaç Firmaları olarak dünya çapında yapılan araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile pek çok hastalık için yeni ilaçlar geliştirildiğini anlatan AIFD Genel Sekreteri Dr. Dereli, diyabet ilaçları alanında sürekli gelişim olduğunu söyledi.

Dünya Diyabet Federasyonu’nun açıkladığı son verilere göre, dünyada sağlık harcamalarının yüzde 12’sine denk gelen 637 milyar Dolar’ın sadece diyabet ve diyabet nedeniyle oluşan diğer hastalıklara harcandığını söyleyen Dr. Dereli, “Türkiye’de Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre toplam sağlık harcamalarının yaklaşık %23’ünü diyabet ve komplikasyonlarının maliyeti oluşturuyor. Geçtiğimiz birkaç yılda, komplikasyonların toplam giderler içerisindeki payı giderek artarken, insülin gibi doğrudan ilaç giderlerinin payı göreceli olarak azaldı. Bugün, toplam diyabet ile ilgili yapılan harcamaların dörtte üçünü komplikasyonlar oluşturuyor. 2040 yılında dünyada 642 milyon kişinin diyabet tanısı alması bekleniyor.” dedi.

Daha iyi bir tedavi için bugün yapılacak yatırımların, gelecekte muhtemel maliyetlerin düşmesini sağlayacağını belirten AIFD Genel Sekreteri Dr. Ümit Dereli, diyabetli hasta sayısının ve komplikasyon prevalansının yüksek olmasının, yenilikçi ilaç ve tedavilere ihtiyacı ortaya koyduğunu söyledi. Dr. Dereli ayrıca, “Diyabet hastaları için hayat kurtaran bir ilaç olan insülinin, keşfedildiği 1921 yılından beri diyabet tedavisinde gelişmeler kaydedildi. Bugün diyabet hastalarının tedavisinde yenilikçi ilaçlar umut vadediyor ve tedavi için daha fazla seçenek bulunuyor. Buna rağmen kan şekeri ve diyabetin kontrolünün bir göstergesi olan HbA1c düzeyleri özellikle Türkiye’de çok yüksektir ve yenilikçi çözümler getirmek üzere kamu ile özel sektör kuruluşlarının birlikte çalışması gereklidir.” şeklinde konuştu.

Bu iş birliğinin en önemli örneğinin klinik araştırmalar olduğunu belirten Dr. Dereli, böylece klinik araştırmalara katılan hastaların en yenilikçi ürünleri kullanarak daha iyi sağlık sonuçlarına ulaşabileceğini ve diyabetlerini nasıl yönetecekleri konusunda edindikleri yeni bilgilerden yararlanabildiklerini ifade etti. Dr. Dereli sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de kişi başına düşen klinik çalışma sayısı maalesef Avrupa ülkelerinin çok gerisinde. Biyoteknolojik AR-GE ve klinik araştırmalar için cazip bir ortamının sağlanması, diyabet alanında yenilikçi tedavilerin geliştirilerek daha iyi sonuçlar alınmasını ve hastaların yaşam kalitelerinin iyileştirilmesini sağlayacaktır.”